Mars’ı Dünyaya Benzetmek İçin Küresel Isınma En İyi Yol Olabilir

Şimdi ve Sonra. Mars’ın günümüzde neye benzediği ve geçmişte daha kalın bir atmosfere sahipken nasıl göründüğü bir sanatçının bakış açısıyla verilmiş

Yüzyıllardır Mars’ta hayat belirtisi arıyoruz. İnsanoğlu olarak, yaşayan komşularımızın izini veya en azından bazı türlerin geçmişte kızıl gezegende yaşamış olduğunun delillerini bulmak için her bir jeolojik özelliğini çözümledik. Şu ana kadar, maalesef bir yaşam formu bulunamadı.

Yaşam belirtisi gösteren herhangi bir delil bulamamışken, çok da yeni olmasa da bir fikir hayata geçmek için zemin buluyor: Mars’ta hayat bulamazsak, Mars’a hayat getirebiliriz. Sadece bu da değil, kızıl gezegenin doğasını değiştirebilir; kuru ve cansız kızıl gezegeni, kendi mavi ve yeşil küremizin klonu yapabiliriz.

Kulağa bilimkurgu gibi geliyor ancak kamu ve özel sektördeki araştırmacılar sahip olduğumuz teknoloji ile Mars’ı kısmen nasıl dönüştürebileceğimizi çoktan araştırmaya başladılar çünkü bu araştırmalar kalıcı yerleşim yerlerinin insanlar için daha makul hale getirebilir.

Antik Mars
Uzun zaman önce su ve kalın atmosferi varken Mars’ın neye benzediğini gösteren bir sanatçı gösterimi. Tekrar böyle görünmesini sağlayabilir miyiz?

Mümkün Mü?

Evet, mümkün – fakat muhtemel çözüm, Elon Musk’un şuanki ince Mars atmosferinde nükleer silahları defalarca patlatma planı gibi çarpıcı olmayacaktır.

NASA’da bir gezegen bilimci olan Chris McKay “Nükleer silahlarda çok miktarda enerji bulunduğunu düşünmek bir hatadır” diyerek devam ediyor: “Dünyadaki tüm ülkeleri bir araya getirip, tüm nükleer silahları kullansanız bile, bu ancak Mars’ın güneşlenmesine sadece yarım saat ekleyebilir. Nükleer silahlarla bir gezegeni değiştiremezsiniz, buna karşın güneş enerjisini toplayarak bir gezegen değiştirebilirsiniz.”

McKay ve diğer araştırmacıların daha önce de işaret ettiği gibi Mars’ı değiştirme gücümüz zaten var. Soğuk kızıl gezegeni ısıtabileceğimizi biliyoruz çünkü bunu çoktan Dünya üzerinde denedik.

McKay “Küresel ısınma, Dünya’nın ısınması için zaten güneş enerjisini kullanıyor. Dünya zaten ısınmakta ve bunun için nükleer silahların enerjisini kullanmıyor; güneş enerjisi yüzünden ısınıyor ki bu enerji gezegene gelen ve ayrılan çok büyük bir enerjidir.” diyor.

NASA’da Mars Atmosferi ve Uçucu Evrimi (MAVEN) görevinde çalışan bir araştırmacı olan Michael Chaffin; eğer Mars’ın Dünya’ya daha da benzemesini istiyorsak, atmosferini kalınlaştırmak gerektiğini vurguluyor ve ekliyor: “Mars’ın geçmişine baktığımızda, suyu muhafaza etmek için kalın bir atmosfer gerektiğini biliyoruz.”

Şu an atmosfer çok ince ve soğuk olduğu için su, sadece yüzeyde çok kısa süreler için var olabiliyor.

Chaffin “Eğer bir bardak suyu Mars’a götürüp dökerseniz, suyun bir kısmı donarken diğer kısmı buharlaşacaktır ve sonuç olarak uzun süre sıvı formda kalamayacaktır.” diyor.

Ancak teorik olarak, sera gazlarını Mars’ın atmosferine pompalayabilirsek eğer, 3,5 milyar yıl gibi çok uzak geçmişte olduğu gibi suyun gezegen yüzeyinde sıvı formda kalabilmesi için gezegen yüzeyini ısıtabiliriz. Atmosferin kalınlaşması, yeterli basıncı oluşturarak suyun sıvı formda kalabilmesine yardım edecektir.

McKay’e göre bunun mümkün olmasını sağlayabilecek yollardan biri, makineleşmiş fabrikalarda süper-sera gazları veya perflorokarbonlar (PFC’ler) üretmek olabilir. Bu bileşikler, hassas ozon tabakasına hasar vermeden veya insan yerleşimcileri için bir toksik tehdit oluşturmadan güneş ışınlarındaki ısıyı Mars’ın üzerinde hapsedebilirler.

Gezegeni bir kere güzel ve sıcak hal getirdiğimizde, McKay’in tahminleri 100 yıl içerisinde gerçekleşebilir, daha sonra bitki örtüsü eklemeye başlayabiliriz.

Karbondioksiti tüketip oksijen üreten yeşillikler, atmosferin kimyasını değiştirerek binlerce yıl sonra nefes alınabilir hale getirebilir.

İlk seferde kulağa çok uzun bir süre gibi gelse de, Dünya’nın yaklaşık 4,6 milyar yıldır var olduğunu düşünürsek, bir yüz yıl hatta birkaç bin yıl makul bir süre haline geliyor.

Pratikteki Zorluklar

Gelecekteki muhtemel yaşanabilir koşulları elde etme çabaları için hesaba katılması gereken bir şey, Mars’ın hâlihazırda karbondioksit gibi bazı sera gazlarına sahip olduğudur. Araştırmacılar bu gazları göz ardı ederse, gezegenin gereğinden fazla ısınmasına neden olabilirler.

“Mars ile başlayıp, Dünya benzeri bir gezegenle bitirmek istiyorsun. Venüs benzeri bir gezegene dönüşmesini nasıl engelleyebilirsin?” diye soruyor McKay. Dünya ve Venüs aynı boyutlarda gezegenler olmasına rağmen içerdiği birçok sera gazı ile Venüs’ün atmosferi Dünya’nınkinden çok daha kalın ve Venüs’ün yüzey sıcaklığı kurşun elementini eritebilecek kadar yüksek. Sadece bu da değil, Venüs’ün yüzeyindeki atmosfer basıncı, okyanusların 900 metre (3000 feet) derinliklerindeki basınç ile eşdeğer.

Hali hazırda McKay, Mars’ın kutup buz parçalarının altında veya yakınlarında Mars yüzeyinde şu an donmuş karbondioksit miktarının nasıl hesaplanacağı araştırıyor. Karbondioksit miktarı le ilgili güncel tahminler, gezegeni ısıtmak için gerekli olan eşik miktarının çok altında olduğunu öngörüyor, fakat gerçek tahminler bilinmiyor ve araştırmacılar herhangi bir “Mars’ı dünyaya benzetme işlemi” başlatmadan önce hangi sera gazlarından ne miktarlarda bulunduğundan emin olmak istiyor.

Bir sonraki adıma geçelim ve bilim insanlarının mükemmel dönüştürme işlemi için gerekli sera gazları miktarlarını doğru hesapladıklarını varsayalım. İnsanlar, Mars’ta yaşamı desteleyecek kadar sıcak ve nemli bir atmosfer oluşturabilecekler. Peki böyle özenle yeniden oluşturulacak atmosfere zamanla ne olacak?

“İnsanlar ‘Eee, Mars bir kere atmosferini zamanla kaybetmiş. Eğer atmosferi geri oluştursanız bile, tekrar kaybetmez mi?’ diyorlar”. McKay, bu soruyu soranları haklı bularak “Tekrar kaybolacaktır” diyor.

Aradaki fark zamanlamadır. McKay, birçok tahmine göre Mars’ın atmosferini kaybetme süresinin 100 milyon yıl olduğu öngörüsüne dikkat çekiyor. Bu süre, güneş sistemi tarihinin bütünü için kısa bir süre olabilir, ancak insan yaşam süresine kıyasla çabalamaya değecek bir süredir.

McKay “Her halükarda Güneş Sisteminde kalıcılık yok.” diyor. “İnsan yaşam süresine kıyasla çok çok uzun bir süre için Mars’ı dönüştürebiliriz. Ev kredisi ödemelerinizi yaymak için 100 milyon yıl uzun bir süre.”

MAVEN
Bir sanatçının çizimiyle yukarıda gösterilen MAVEN, Mars’ın atmosferini nasıl yitirdiğini ve geçmişteki atmosferinin büyük bir çoğunluğunu nasıl kaybettiğini inceleyen bir görevdir.

Farklı Gezegenler, Aynı Kurallar?

Venüs, Mars ve Dünya arasındaki farklar belirgin olarak gözükebilir. Biri çok sıcak, biri çok soğuk ve üçüncüsü tam olması gerektiği gibi. Fakat hepsi kayalı, orta boy dünyalar. Ve büyük ölçüde Dünya için geliştirdiğimiz uzun vadeli iklim modelleri diğer gezegenlere de uyabilir. Sadece, atmosferlerinin kalınlıklarındaki farkları, gezegen boyutlarını (Mars diğerlerinden biraz küçük) ve her birinin Güneşe olan uzaklıklarını hesaba katmamız gerekiyor.

McKay “Dünya’daki küresel ısınmayı incelemek için kullandığımız iklim modelleri, Mars’ı dönüştürmek için kullandığımız iklim modelleriyle aynıdır.” diyor.

Fakat Mars’ın iklim tarihinin bazı yönleri, araştırmacılar için bir gizem teşkil etmeye devam ediyor.

Chaffin “Yüzeyine yolladığımız tüm gezginler ve yörünge görevlerinin çoğu, güneş sistemi tarihinin başlarında Mars’ta su bulunduğuna dair kanıt sunmuştur.” diyor. Eğer 4 milyar yıl geriye giderseniz, şu an gördüğümüz özelliklerin oluşabilmesi için en azından kısa bir süreliğine bile olsa Mars’ta göller ve nehirler olması gerekiyor.

“Yani burada bir gizem var. Elimizde şu an suyun varlığını destekleyemeyen fakat geçmişte büyük miktarlarda suyu destekleyen bir gezegen var. Atmosferinde bir değişim olmuş olması lazım.” diyor.

Bu noktada MAVEN işe dahil oluyor. MAVEN; 2014’ten beri Mars’ın yörüngesinde dolanan atmosfer bileşimini analiz eden, güneş ışınımını ve yüklü parçacıkları ölçen ve Dünya’ya geri bildirim yapan NASA probudur. Bu verileri analiz eden araştırmacılar, şu anda Mars’ın atmosferini nasıl kaybettiğini ve geçmişte aşırı atmosfer kaybının nasıl olmuş olabileceğini bulmaya çalışıyor.

Chaffin “Mars atmosferindeki yüklü parçacıkların kaybı, yaklaşık olarak saniyede 0,45kg’dır.” diyor. “Bu hız Mars tarihi boyunca bugünkü tüm atmosferinin kaybetmesi için yeterlidir. Fakat bu önceki kalın atmosferinin kaybını açıklamaya yetmiyor.”

Mars atmosferi hakkında hala birçok soru var. Bunlardan en büyükleri, şu anki araştırmayla değil, gelecekteki seçimlerimiz ile ilgili.

Mavi mi, kırmızı mı?
Bir sanatçının hayaline göre soldaki; uzak geçmişte daha sıcak, nemli Mars’ın neye benzeyeceği gösteriyor. Sağdaki ise şu anki halini gösteriyor.

Fakat Bunu Yapmalı Mıyız?

İnsanlar şimdiden Mars’ta kalıcı insan üstlerinin hayalini kuruyor. Eğer bu planlar devam ederse, düşük sıcaklıklarda ve yüksek radyasyon altında yaşamak zorunda kalacak. Bu koşullar altında, Mars’ı dönüştürme masrafları ve değiş-tokuşları yeni Marslılar için mantıklı olabilir. Yeni evlerinin neden daha fazla Dünya-benzeri bir yer ve böylece daha insan dostu yapmayalım?

İnsanoğlunun bir gezegenin ortalama sıcaklığını arttırabilme gücüne sahip olduğunu biliyoruz çünkü tam olarak Dünya’nın başına gelen de bu. Marslı yerleşimciler ile birlikte, Dünya’daki küresel ısınmadan ders çıkartıp, bu dersi başka bir gezegene uygulamak cazip hale geliyor.

McKay “Eğer Mars’ı kendi evleri olarak görecek ve orada yaşayacak insanlar varsa, onlar Mars’ın dönüştürülmesi işi için teşvik edici olabilir.” diyor.

Ancak Mars’ı Dünya’ya benzetmedeki aceleciliğimiz, kalıcı hasarlara neden olabilir. Mesela, gelecekteki bir seferde, şu anki dönüştürülmemiş Mars yüzeyinde yaşayan mikroplar keşfedersek ne olur? Böyle bir keşif, Mars’ın dönüştürülmesi çabamızın uzaylı yaşamını silebileceği anlamına gelir.

McKay “Mars’ta yaşam etiği soruları, bilimsel sorular değildir.” diyor. “Bu sorular açıkça değer sorularıdır. Problemi enine boyuna düşünecek ve farklı sonuçları elde edecek mantıklı insanlar bulabiliriz.”

Yeryüzüne dayalı hayatın esenliğine karşı minik uzaylı yaşam formlarının yaşam hakkı ikilemi ortaya çıkacak. McKay “Bir toplum olarak biz, diğer dünyalar üzerinde ne yapacağımız konusunda hemfikir olmalıyız.” diyerek devam etti: “Yapsak da yapmasak da, Dünya üzerinde ne yapmamız gerektiğini hepimiz biliyoruz. Normalde Dünya’da olması gerektiği şekliyle yaşamı ve doğayı korumalıyız. Mars konusunda ilke olarak ne yapmamız gerektiğine dair bir fikir birliğine sahip değiliz.”

İnsanları Mars’a gönderme planı ısınmaya başladığı için bunlar gibi tartışmalar daha da önem kazanıyor. Mars’ı Dünya’ya benzetme faaliyetlerinin ötesine geçmeli ve ilkelerimizin neler olduğunu ve gelecekte uygulamaya koyabileceğimiz eylemleri keşfetmeye başlamalıyız.


Çeviren : Özlem ÇİÇEK

 

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

1 Yorum

  1. .... dedi ki:

    Bir gün kızıl gezegenin insanlık için en büyük umut olabileceğini düşünüyorum orada kesinlikle hayat var.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir