3 Kişiden Biri Mizokineziden Muzdarip Olabilir

0
39
Fotoğraf: PeopleImages/iStock

Yanınızdaki biri durmadan kıpırdandığında siniriniz bozulabilir, dikkatiniz dağılabilir ve hatta bu durum dayanılmaz gibi gelebilir. Peki neden böyle oluyor? Mizokinezi nedir? Birlikte bakalım…

Türünde ilk olan bir çalışmaya göre yerinde duramayan kişileri görünce tetiklenen bu stresli duygular, fazlasıyla yaygın bir olgu olabilir ve üç kişiden birini etkileyebilir.

MİZOKİNEZİ NEDİR?

Bilim insanları, mizokinezi adı verilen ve ‘hareket nefreti’ anlamına gelen bu ilginç psikolojik durum üzerinde şimdiye kadar çok az çalışma yürütmüş. Ancak mizofoni adını taşıyan ilişkili bir duruma yönelik yapılan araştırmalarda, bu olgudan bahsedilmiş. Mizofoni, insanların bazı tekrarlı sesleri duyunca sinirlendiği bir bozukluk.

Mizokinezi de bir derece mizofoniye benziyor fakat bu durumu tetikleyen unsurlar, araştırmacıların söylediğine göre sesle ilişkili olmaktan ziyade genelde daha görsel.

Ağız Şapırtısı Bazı İnsanlara Neden Rahatsız Edici Geliyor?

British Columbia Üniversitesinde psikoloji doktora öğrencisi olan birinci yazar Sumeet Jaswal’ın öncülüğündeki araştırma takımı, yeni makalede şöyle açıklıyor: “Mizokinezi, başka birinin ufak ve tekrarlı hareketlerini görmeye karşılık oluşan kuvvetli negatif his ya da duygusal tepkiler şeklinde tanımlanıyor; mesela birisinin elini ya da ayağını farkında olmadan sallamasını görmek gibi…”

“Fakat ilginçtir ki, bu konuda bilimsel araştırma yapılmadığı görülüyor.”

Jawal ve meslektaşları, bu durumu daha iyi anlamak için mizokineziye yönelik “ilk derin bilimsel inceleme” şeklinde tanımladıkları bir araştırma yürütmüşler. Elde edilen sonuçlar, çok sayıda insanın kıpırdanmaya karşı yüksek hassasiyet sergilediğini gösteriyor.

4.100 katılımcının yer aldığı bir dizi deney yürüten bilim insanları, üniversite öğrencilerinin ve genel nüfustan insanların yer aldığı bir örnek grubunda mizokinezinin yaygınlığını ölçerek, söz konusu durumun kişiler üzerindeki etkilerini değerlendirip bu hislerin neden ortaya çıktığını araştırmışlar.

“Kişilerin yaklaşık üçte biri, gündelik yaşamlarında karşılaştıkları diğer insanların tekrarlı kıpırdanma davranışlarına karşı bir derece mizokinezi hassasiyeti sergilediklerini söylüyor” diyor araştırmacılar.

“Bu sonuçlar, mizokinezi hassasiyetinin klinik popülasyonlarla kısıtlı bir olgu olmaktan ziyade daha geniş boyuttaki genel nüfusun paylaştığı, temel ve şimdiye kadar yeterince tanınmamış sosyal bir güçlük olduğu kanısını destekliyor.”

Araştırmacıların analizine göre mizokinezi, her zaman olmasa da bazen mizofoninin ses hassasiyetiyle el ele gidiyor. Olgunun bireyler arasında önemli ölçüde değişiklik gösterdiği görülüyor: Bazı kişiler kıpırdanma uyaranına karşı düşük hassasiyet sergilediğini belirtirken, diğerleri ise bu durumun kendilerini çok etkilediğini aktarıyor.

“Duygusal yönden olumsuz etkileniyor ve öfke, kaygı ya da gerilimin yanısıra sosyal durumlardan, iş ve öğrenim ortamlarından alınan keyfin azalması gibi tepkiler yaşıyorlar” diye açıklıyor UBC’de psikolog olan Todd Handy.

“Hatta bazıları, bu durum yüzünden sosyal faaliyetlerden kaçınıyor.”

Handy mizokineziyi, bir arkadaşının kendisine kıpırdadığını söylemesinden ve (kendisi veya başka biri) kıpırdadığı esnada strese girdiğini itiraf etmesinden sonra araştırmaya başlamış.

“Bir görsel biliş sinirbilimcisi olarak, bu durum gerçekten ilgimi çekti ve beni beyinde neler olduğunu bulmaya yöneltti” diyor Handy.

Milyon dolarlık soru halen varlığını koruyor: Kıpırdanmayı neden bu kadar sinir bozucu buluyoruz?

Araştırmacılar yeni çalışmada, insanlardaki mizokinezinin artan görsel hassasiyet ile dikkat hassasiyetlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını ve bu durumun, kişilerin görsel çevrelerinde meydana gelen dikkat dağıtıcı olayları görmezden gelmeyi başaramamalarıyla ilgili olup olmadığını görmek üzere çeşitli testler yürütmüşler.

İlk deneylere dayanan bulgular bu konuda sonuçsuz kalmış çünkü araştırmacılar, refleksif (düşünmeden tepki verme) görsel dikkat mekanizmalarının mizokinezi hassasiyetine önemli miktarda katkı yaptığını gösteren hiçbir sağlam bulguya rastlamamış.

Bilişsel bir seviyede mizokinezinin çıktığı yeri keşfetmenin henüz başında olsak da, araştırmacılar gelecekte yapılacak çalışmalarda peşlerine düşmek istedikleri bazı varsayımsal tahminler yürütmüş.

“Araştırmak istediğimiz ihtimallerden biri de, kişilerin ‘ayna nöronlarının’ iş başında olması” diyor Jaswal.

“Bu nöronlar hareket ettiğimiz zaman faaliyete geçiyor fakat başkalarının hareket ettiğini gördüğümüz zaman da faaliyete geçiyorlar… Örneğin birisinin canının yandığını gördüğünüzde, bu kişilerin çektiği acı kendi beyninizde yansıtıldığından siz de irkilebilirsiniz.”

Mizokineziye yatkın kişiler, buna bağlı olarak kıpırdayan kişilerin psikolojisiyle bilinçsiz şekilde empati kuruyor olabilir. Fakat bunu iyi bir yönde yapmıyor olabilirler.

“İnsanların yerinde duramama sebeplerinden biri de kaygılı veya gergin olmalarıdır” diyor Jaswal. “Bu sebeple mizokineziden muzdarip kişiler birisinin kıpırdadığını gördüklerinde, onu kendilerine yansıtabilir ve kaygılı ya da gergin hissedebilirler.”

Mizokinezi konusunda gerçekten böyle bir şeyin olup olmadığı, gelecekte bu olgu üzerinde yapılacak araştırmalarla belli olacak.

Fakat kesin olan bir şey var. Elde edilen sonuçlara göre, bu olağan dışı olgunun fark ettiğimizden çok daha yaygın olduğu aşikar.

“Mizokineziden muzdarip kişilere sesleniyorum, yalnız değilsiniz” diyor Handy.
“Yaşadığınız bu zor durum yaygın ve de gerçek.”

Bulgular Scientific Reports bülteninde sunuldu.

 

 

 

 

Yazar: Peter Dockrill/ScienceAlert. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here