HBO’nun ‘Çernobil’ Dizisi, Neleri Doğru (ve Yanlış) Aktarıyor?

ARIA BENDIX

1986 tarihli Çernobil felaketini yeniden anlatmak, gerçeği ortaya çıkarmaya yönelik bir faaliyet niteliğini taşıyor.

Zehirli seviyelerde radyasyona maruz kalan Pripyat şehrini taşınmaya zorlayan ve Dünya’nın gördüğü en kötü nükleer güç santrali kazası olan bu olay, yetkililer tarafından önemsizmiş gibi gösterilmiş.

Bilim insanları, bu ölümcül patlamanın etkilerini hâlâ anlamaya çalışıyor.

Nükleer bir reaktör çekirdeğinin açıldığını ve havaya radyoaktif madde bulutları gönderdiğini biliyoruz. Bu zehirli bulutlar, hem yerel bitki örtüsü ve su ikmalini kirletmiş; hem de yakında yaşayan insanları zehirlemiş ve bu insanların bazıları ise kanser olmuş.

Felaketten sonraki üç ay içerisinde 30’dan fazla insan, akut radyasyon zehirlenmesi sebebiyle ölmüş.

Greenpeace kurumunda kıdemli bir nükleer enerji uzmanı olan Jan Haverkamp, “İnsanlar üzerinde meydana gelen asıl etkileri yalnızca tahmin edebiliriz” diyor ve bu felaketin, büyük ihtimalle yüz binlerce insan üzerinde ağır bir etki bıraktığını söylüyor.

Senarist ve yapımcı Craig Mazin, ABD’deki HBO kanalında yayınlanan Çernobil dizisini çekerken, olay hakkındaki çelişkili hikayelere belli bir dikkat ile yaklaşmış.

Variety sitesinin “TV Take” adlı podcastine katılan yapımcı, “Ben her zaman olayların çarpıcılığını azaltıyorum çünkü yaşandığını kesin şekilde bildiğimiz şeyler doğal olarak epey çarpıcı” diyor.

Belgesel; birkaç sanatsal dokunuş dışında, çoğunlukla rahatsız edici biçimde doğru. Dizinin bazı önemli noktalarını teyit ederek, neyin doğru olduğunu ve neyin şehir efsanesine doğru yaklaştığını belirledik.

Not: Bu makale, birinci bölümden dördüncü bölüme kadar spoiler (sürprizbozan) içeriyor.

ŞEHİR EFSANESİ: Çernobil’deki yangın, Hiroşima’daki radyasyonun neredeyse iki katını her saat yaydı.

Hem Ukrayna’daki Çernobil kazası, hem de Japonya’daki Hiroşima şehrinin 2. Dünya Savaşı sırasında bombalanması, felaket gibi birer nükleer faciaydı. Ancak Haverkamp, bu iki olayda ortaya çıkan radyasyonu karşılaştırmanın zor olduğunu söylüyor.

(Liam Daniel/HBO)

Hiroşima’da, insanların sağlığını etkileyen en büyük şey, radyasyona doğrudan maruz kalmakmış. Bir nükleer bomba patladığı zaman kişinin maruz kaldığı radyasyon dozunu, o kişinin yayılma noktasına olan uzaklığı belirliyormuş.

Çernobil’de, atmosfere çok miktarda radyoaktif madde yayılmış. Bu madde daha sonra çok büyük bir alan üzerine dağılmış ve uzun bir süre boyunca da insanlar tarafından yutulmuş.

GERÇEK: Sovyetler Birliği, kirlenme bölgesini temizlemek amacıyla robot kullanmayı denedi fakat sonunda insan emeğine başvurdu.

Dördüncü bölümde yer alan korkutucu bir sahnede adamlar, radyoaktif grafit bloklarını nükleer santralin çatısından aşağı atıyordu. Diziye göre burası, “dünya üzerindeki en tehlikeli yerdi”. Gerçek hayatta ise adamlardan, 100 tonluk radyoaktif enkazı bölgeden çıkarmaları istenmiş.

(Liam Daniel/HBO)

Temizlik çalışmalarını yöneten yetkili Yuri Semiolenko, 1990 yılındaki bir konferansta, devletin ilk başta bölgeyi uzaktan kumandalı robotlarla temizlemeyi denediğini söylemiş. Ancak makineler bu zehirli ortamda bozulmaya başlayınca, yetkililer insanların kas gücüne başvurmuş.

ABD’deki gelişmiş robotlar bu temizleme sürecine yardım edebilirmiş fakat; iki ülke arasındaki gerilimler (Soğuk Savaş), Ukrayna’yı yardım istemekten vazgeçirmiş.

ŞEHİR EFSANESİ: Devlette çalışan Ulana Komyuk isimli bir nükleer fizikçi, temizliğin yönetilmesine yardımcı olmuş.

Dizinin ana karakterlerinden biri olan nükleer fizikçi Ulana Komyuk, Çernobil’in temizlenmesinde görev alan pek çok nükleer bilim insanının karışımıymış.

(Liam Daniel/HBO)

Mazin’e göre, soruşturmanın merkezine kadın bir karakter yerleştirmek, tarihsel yönden anlamlı bir hareketmiş.

“Sovyetler’in aslında bizden daha fazla geliştiği alanlardan biri de, bilim ve tıp alanıydı” diyor Mazin, Variety’ye.

“Sovyetler Birliği’nde, epey büyük bir oranda kadın doktor bulunuyordu.”

GERÇEK: Bölüklere, yüksek seviyede radyasyon taşıyan hayvanları vurması emredildi.

Bütün İnsanlığın Mutluluğu isimli dördüncü bölümde görülen en üzücü sahnelerden biri de; üç kişiden oluşan bir devlet bölüğünün, reaktör bölgesinin yakınındaki başıboş hayvanları vurmakla görevlendirilmesiydi.

(Liam Daniel/HBO)

Patlamadan yaklaşık 36 saat sonra, Pripyat sakinlerine; kendilerine ait eşyaları toplamaları ve onları alıp götürmek üzere gelen çok sayıdaki otobüse binmeleri için 50 dakika verilmiş. Hiçbirine evcil hayvanını getirme izni verilmemiş.

Şehir sakinleri ilk başta üç gün sonra geri döneceklerini zannetmiş fakat bunun kalıcı bir şey olduğu ortaya çıkmış. Öksüz kalan köpekler terk edilmiş şehirde gezerken, kirliliğin yayılmasını önlemek için devlet bölüklerine onları vurma emri verilmiş.

Çernobil hariciyet bölgesinde yaklaşık 300 tane başıboş köpek kalmış ancak bunların az bir kısmı, radyasyon zehirlenmesi sebebiyle 6 yaşından uzun yaşamış.

ŞEHİR EFSANESİ: Felaketin ardından yaşanacak bir buhar patlaması, Avrupa’nın büyük bölümünü yaşanmaz hale getirebilirdi.

İlk patlamanın ardından nükleer fizikçiler, eriyen koryumun* zemin suyuyla temas etmesi sonucunda gerçekleşek ikinci bir patlamadan korkmuşlar. (*Koryum: Erime kazası sırasında nükleer bir reaktörün çekirdeğinde oluşturulan lav benzeri bir malzeme/ Vikipedi)

(Liam Daniel/HBO)

İkinci bölümde Komyuk, SSCB’yi bilgilendirerek; ardıl bir patlamanın, 2 ila 4 megatonluk bir kuvvet taşıyacağını ve bunun da, “Bütün bir Kiev nüfusunu ve Minsk şehrinin bir kısmını” yok edeceğini söylüyor.

Radyasyonun yayılmasının, “Sovyet Ukrayna’nın tamamını, Letonya’yı, Litvanya’yı, Belarus’u, Polonya’yı, Çekoslovakya’yı, Macaristan’ı, Romanya’yı ve Doğu Almanya’nın büyük bir kısmını etkileyeceğini” belirtiyor.

Haverkamp, bu senaryoda varsayıma dayanan çok fazla şeyin hesaba katıldığını söylüyor.

“Dünyayı kurtarmıyorlardı” diyor. “Bu durum, eğer eriyen koryumun tümü zemin suyuna gelseydi gerçekleşirdi” diye de ekliyor. Fakat koryum erimeye başladığında, “çok eşitsiz bir şekilde” eriyormuş.

İkinci bir patlamanın, 4 megatona kadar bir güç taşıyacağı iddiası ise, kendisinin söylediğine göre “abartı”.

GERÇEK: Genç bir itfaiyeci ve hamile karısı, patlamadan kısa bir süre sonra hastanede öldü.

Vasili İgnatenko isimli bir itfaiyeci ve karısı Ludmilla, patlama sabahı Belarus’tan ayrılmayı planlıyorlarmış fakat Vasili, saat 01:30 civarında enerji santraline koştuğu zaman bu planları iptal olmuş. Eve geldiği zaman karısını uyandırmaya söz vermiş fakat şiddetli bir radyasyon zehirlenmesi geçirdiği için, hastaneye götürülmesi gerekmiş.

(Liam Daniel/HBO)

Ludmilla kocasını ziyaret ettiğinde, kendisine ona dokunmaması söylenmiş. Çernobil’den Sesler isimli kitapta, kendisine, “Eğer ağlamaya başlarsan, seni hemen kapı dışarı ederim” dendiğini hatırlıyormuş.

Ludmilla o zaman hamileymiş ancak kocasını görmek için radyoloji uzmanına yalan söylemiş. Dizinin gösterdiğine göre Vasili, kazadan 14 gün sonra ölmüş ve çinko bir tabutla gömülmüş. Hatta belgesel, Ludmilla’yı; kocasının şişmiş durumdaki ayağına girmeyen ayakkabılarını taşırken gösteriyor.

Ludmilla sonunda bebeğini doğurmuş ancak bebek dört saat sonra ölmüş.

ŞEHİR EFSANESİ: Bir helikopter, patlamadan kısa bir süre sonra düştü.

İkinci bölümde görülen helikopter kazası tamamen hatalı değil; fakat kaza, başlangıçtaki iki haftalık düzelme sürecinden sonra meydana gelmiş; bölümde gösterildiği gibi patlamanın hemen başında değil. Mazin, Men’s Health dergisine yaptığı bir açıklamada bunun, sıralama olarak değiştirilmesi gereken az miktarda olaydan biri olduğunu söylüyor.

(Liam Daniel/HBO)

“İnsanların, bunun; yani açık bir reaktörün, pilotların uğraştığı tehlikelerden biri olduğunu bilmesini istedim. Üstünde radyasyon uçuşuyormuş” diyor siteye.

Dizi, helikopterin bir vinç ile çarpıştığını ve yere düştüğünü gösteriyor; bu olay, gerçek kamera görüntülerinde çok daha çarpıcı biçimde görülüyormuş.

Haverkamp, reaktörü çevreleyen hava akımlarının tahmin edilemediğini; fakat kazaya sebep olan şeyin, “aslında vince çarpılması” olduğunu söylüyor.

GERÇEK: Legasov, felaketin ardından kendi düşüncelerini kasede kaydetti.

Liam Daniel/HBO

Diğer taraftan Çernobil’in baş bilimsel müfettişi olan Valeri Legasov, gerçek bir kişiymiş. Dizide Valeri Legasov yalnız bir kurt gibi resmedilirken, aslında kendisinin karısı ve bir kızı varmış.

Açılış bölümünde görüldüğü üzere Legasov, felaketin ikinci yıldönümü olan 26 Nisan 1988’de kendini asmadan önce, felakete hakkında yaptığı açıklamayı kaydetmişti.

Yaptığı kayıtların dökümü, dizide aktarılanlarla tam olarak örtüşmüyor. Dizidekiler, Legasov’un şu dizesiyle bitiyor: “Nihayetinde bu, Çernobil’in hediyesi. Bir zamanlar gerçeğin bedelinden korkarken, şimdi yalnızca şunu soruyorum: Peki yalanların bedeli ne?”

Beşinci bölümün sonuna doğru bir KGB yetkilisi Legasov’u bilgilendirerek, temizlik çalışmalarına yaptığı katkının dünyadan gizli tutulacağını söylüyor.

“Etrafındaki dünya için önemsiz kalmaya devam edeceksin; sonunda öldüğün zaman, yaşadığını bilmeleri bile son derece zor olacak.”

Legasov’un New York Times gazetesindeki ölüm ilanına göre, Çernobil’in ikinci yıl dönümünde Sovyet basınındaki pek çok haberde ismi anılmamış.

Business Insider

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir