Maske Takmaya Ne Kadar Devam Edeceğiz?

0
148
Yeni edindiğimiz maske takma alışkanlığımızı bırakmak mantıklı gelmeyebilir. Tasvir: Anna Shvets/Unsplash

Maske Takmaya Ne Kadar Devam Edeceğiz? son dönemin en çok merak edilen sorusu bu… Basit maske örtüleri, geçen yıl çok sayıda hayat kurtardı. Kalıcı olabilirler.

Geçen yıl her şey ne kadar farklıydı… Mart 2020’den önce eğer hastane ortamında veya bir inşaat alanında çalışmıyorsanız, genelde hiç yüz maskesi takmazdınız. Şimdiyse maske takmayan yok. Küresel bir salgında, hayat böyle yaşanıyor. Peki COVID-19 hafiflediğinde, maskeler de onunla birlikte gidecek mi?

Uzmanlar dikkatli olunması gerektiğini söylese de, az sayıdaki şanslı kesimin salgın kuralları hafifliyor. Örneğin ABD Hastalık Denetim ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) 8 Mart günü yayımladığı yeni rehber, tamamen aşılanmış kişilerin (İkinci doz Moderna veya Pfizer aşısından veya tek dozluk Johnson & Johnson aşısından iki hafta sonra) aşıları tam olan diğer kişilerle iç mekanlarda ve maskesiz görüşebileceğini söylüyor.

10 Mart itibarıyla sadece 32 milyon Amerikalı (nüfusun yaklaşık yüzde 9,7’si) tamamen aşılanmış durumda. Fakat bu sayının önümüzdeki aylarda artmaya devam etmesi bekleniyor. Bu noktada, çok istenilen sürü bağışıklığı artık bir dağılım (ve kamuoyunun kabulü) meselesi haline gelecek.

Bu ümit verici senaryolara karşın, tehlikeler kaybolmuş değil. Enfeksiyonla olan mücadelede mevcut aşıların etkisini azaltabilecek yeni COVID-19 varyantları (alttür), dünyanın her köşesinde ortaya çıkmaya devam ediyor. Hastalık bilimciler, vaka sayılarının bahar aylarında artmaya devam etmesini bekliyor. ABD Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü başkanı Anthony Fauci, aşılandıktan sonra kızına “sımsıkı sarılacağını” söylese de, dünya çapında ünlü bağışıklık bilimciler Amerikalıların gerçek anlamda güvende kalmaları için 2022’ye kadar maske takmaları gerekebileceğini söylüyor.

İnsanlar aşılandıkça maskeler yavaş yavaş çıkarılsa da, uzmanlar gelecekte kullanmak üzere birkaç maske saklamanın iyi bir fikir olabileceğini belirtiyor.

Maskeler COVID-19 ile olan savaşa nasıl yardım etti ve onları neden daha erken takmadık?

Maske takmak, geçen yıl alışana kadar herkes için yeni bir şeydi. Fakat geniş ölçekli maske kullanımı yeni bir şey değil. Yüzü kapatan örtüler, Doğu Asya’da bir asırdan uzun süredir popüler bir halk sağlığı tedbiri. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde tarihçi olan Emma J. Teng’e göre “maskelerin, 1918 yılındaki grip salgınıyla ortaya çıktığı ve ilk defa Japonya’da yaygınlaştığı görülüyor.” Fakat maske kullanımı, SARS adıyla bilinen bir başka koronavirüsün 2002 yılında patlak vermesinden sonra hız kazanmış. Artık Çin ve Kore gibi ülkelerde de sıradan hale gelmiş durumdalar. Buralarda yaşayan insanlar eğer hasta olduklarını hissediyorsa, diğerlerine nezaket için maske takıyorlar. Hatta çevre kirliliğine karşı önlem amaçlı takanlar bile var.

SARS belki de birçok ülkeye nüfus ölçekli ulaşmadığından, yüz maskeleri birçok ülkenin popüler kültürüne hiç girmedi. Birçok ülkedeki sağlık yetkilisinin maske takmanın aleyhine tavsiye vermesi, COVID-19 salgınının ilk zamanlarında hiç iyi olmadı. CDC ancak 3 Nisan 2020’de, takan kişiyi olmasa bile diğer insanları korumak için kumaş yüz maskeleri takılmasını önermişti.

Evrensel şekilde maske takmayı önermemek için birçok sebep vardı. En azından bir tanesi, bilimsel yönden sağlam görünüyordu: San Francisco – California Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde çalışan Monica Gandhi, o zamanlar maskelerin COVID-19 bulaşını kesin olarak önleyebileceğini söylemek için çok az kanıt bulunduğunu belirtiyor. Aslında o noktada bildiğimiz çoğu şey, gerçek ve canlı insanlar üzerinde değil; mankenler üzerinde yapılan araştırmalardan geliyordu.

Örneğin SARS ve domuz gribinden hareketle yapılan ve 2010 yılında Applied Biosafety bülteninde yayımlanan bir çalışmada, plastik köpükten yapılma kafalara dört tip yüz örtüsü (bir ameliyat maskesi, önceden şekil verilmiş bir toz maskesi, bir bandana ve bir N95 solunum cihazı) takılmış ve sonrasında bir sprey cihazı kullanılarak, kafaların etrafındaki havaya tuzlu su çözeltisi sıkılmış. Çalışmada, N95 maskelerinin aerosol yayılımını en iyi şekilde durduduğu bulunmuş. Fakat bilim insanları bu maskelerin; mamur çevre, hava durumu koşulları ve hatta insanların birbiriyle konuşma şeklinin virüs yayılımını etkileyebildiği fiili koşullarda nasıl çalışacağını pek bilememişler.

Sonuç olarak laboratuvarda çalışan bilim insanları, belli yüz maskelerinin “parçacıkları fiziksel olarak engellediğini” söyleyebilmiş. “Fakat bunun bir salgında yapılması gerektiğini söyleyen hiçbir araştırma yoktu” diyor Gandhi.

Ancak geride bıraktığımız yılda araştırmacılar maske takmanın, hem maskeli bireyin etrafındaki kişiler için, hem de maske takan kişi için ne gibi faydalar sunduğunu titizlikle araştırmıştı. Bu araştırmalar, maskelerin yeni koronavirüsü kapma ve yayma tehlikesini azaltabileceğini gösteren (manken çalışmaları, istatistiksel analizler ve fiili dünya koşulları gibi bir dizi kaynaktan gelen) bol miktarda bulgu ortaya çıkardı.

Örneğin Mayıs 2020’de epidemiyologlar, evde COVID-19 kapan fakat sadece maske taktıkları esnada etkileşim kurdukları için müşterilerine bulaştırmayan bir kuaförün vakasını aktarmışlardı.

COVID-19’lu Kuaförler, 140 Müşteriden Hiçbirine Virüs Bulaştırmamış

Aralık 2020’de American Journal of Tropical Medicine and Hygiene bülteninde yayımlanan bir çalışmada araştırmacılar, kişi başına düşen ölüm oranının yaygın maske kullanılan bölgelerde maske kullanılmayan bölgelere kıyasla önemli oranda azaldığını göstermişlerdi. Ayrıca ameliyat maskelerinin (en azından bir hayvan kafesindeki bölümler arasında perde şeklinde kullanıldığında), hamsterlar gibi insan dışı hayvanlar arasında SARS-CoV-2 bulaşı tehlikesini azalttığı gösterilmişti.

Maskelerin sunduğu faydalar, COVID-19’la da sınırlı değil. Araştırmacılar, maske kullanımı ve sosyal mesafe tedbirleri sayesinde bu yılki grip mevsiminin (en azından kısmen veya tamamen) neredeyse hiç yaşanmadığını düşünüyor.

Mevsimsel Grip Vakaları, Dünya Çapında Rekor Seviyelere Geriledi

Peki bundan sonra COVID-19 ve diğer bulaşıcı hastalıkları önlemek için nasıl hareket edeceğiz?

Eğer maskeler havadan bulaşan çeşitli enfeksiyonları önlemede bu kadar etkiliyse, hayatlarımızdan tamamen çıkarlar mı?

Muhtemelen, marketlerde ve diğer iş yerlerinde yüz örtme gereksinimi gibi her gün maske takmanın gerekmediği bir noktaya ulaşacağız. Gandhi, bu toplu maske çıkarma sürecinin “bölgesel olacağını” söylüyor. ABD’deki Teksas eyaleti gibi bazı eyaletler mecburiyetleri halihazırda geri çekerken, uzmanlar bunun tehlikeli bir karar olduğunu çünkü çok az yetişkinin tam aşılandığını belirtiyor.

Diğer eyaletler ve şehirler de kendi zaman çizelgelerinde ilerleyecek. Bazıları, yeteri kadar insanın COVID-19’a bağışıklık kazanmasıyla toplumda yayılma ihtimalinin önemli oranda azaldığı “sürü bağışıklığını” bekleyecek. Fakat bazıları, toplumun büyük bir bölümü aşılansa bile maske takma mecburiyetini devam ettirebilir.

Bu noktada sağlam bir gerekçe var: Virüs, sonbahar ve kış aylarında muhtemelen yeniden yükselişe geçecek. Önümüzdeki yıllarda, muhtemelen bölgesel bir hastalık olacak ve mevsimsel grip gibi dönemsel şekilde yeniden artacak.

Maske takmak, artık bir sağlık mecburiyeti olmadığı noktada sosyal bir mecburiyet olarak kalabilir. Bir yıl önce, bir iş yerine girmeden önce yüzünüzü ve burnunuzu örtmek neredeyse hayal edilemez bir durumda. Fakat bir yıl sonra, bu uygulama artık bir alışkanlık gibi geliyor. Maske takmanın sunduğu bir parça ilave fayda, COVID-19 tehlikesi yavaşça azalsa dahi; bazıları için (halihazırda aşılanmış olanlar arasında bile) maske takmanın külfetinden daha ağır görünecek. Bitmeyen kaygıyla geçen bir yılın ardından, insanlar yeni gerçekliği kabul etmekte de zorlanabilir; evden maskesiz çıkmak için alıştırma yapmaları gerekebilir. Gandhi, bu “yeni normale” geçiş yaparken yüz örtülerinin artık sadece nezaket gibi gelebileceğini söylüyor.

Dahası; bilimdeki her şeyde olduğu gibi maskelerin ardındaki araştırmalar da sürekli evrim geçirmeye devam ediyor. Katmanlı, yüzü iyi saran maskelerin yeni koronavirüsün yayılımını durdurmada mükemmel bir iş çıkardığı artık aşikar olsa da, bütün virüsler ve enfeksiyonlar aynı şekilde yayılmıyor. Bazı araştırmalar maskelerin, nezleye sebep olan virüs enfeksiyonlarını SARS-CoV-2 temasını önledikleri kadar iyi önlemediğini öne sürüyor. Bunun sebebi ise nezle virüsleri halen cisimlerin yüzeyinden yayılabilirken, COVID-19’un çoğunlukla havadan yayıldığının görülmesi olabilir. Fakat bir yıl boyunca maske takıp, kişisel sağlık ve halk sağlığı tehlikelerini dikkatli şekilde takip etmek; insanlara belki de kendilerini biraz kötü hissettiklerinde yüzlerini kapatmanın gelecekteki salgınları perdeleyebileceğini öğretmiştir.

İlk “Tehlike geçti” işareti verildiğinde maskenizi ister ateşe verin, ister bir daha hiç çıkarmayın; halk sağlığı uzmanlarını dinlemek önem taşımaya devam edecek.

“Yetkililer garanti verdiği zaman çıkarmalılar” diyor Gandhi.

 

 

 

 

Yazar: Eleanor Cummins/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here