Yabancı Bir Gök Cismine Ait Parçalar, Dünya’nın Derinliklerine Gömülmüş Olabilir

0
6
LLSVP'lerin de gösterildiği manto yapısının sismik tomografisi. Canlandırma: Rick/Youtube

Gezegenin manto katmanının en alt kısımlarında gizlenen dev boyutlu ve gizemli kaya kütleleri, Dünya’daki tüm yapıların en büyük ve en tuhafları arasında bulunuyor.

Düşük kesme hızlı büyük bölgeler (LLSVP) şeklinde adlandırılan bu devasa kütlelerden iki tane var: Biri Afrika’nın, diğeri de Pasifik Okyanusu’nun altında gömülü.

Bu anomaliler o kadar büyük ki, Dünya’nın içerisinde gelişip onun manyetik alanını zayıflatan Güney Atlantik Anomalisi gibi olguları meydana getirebiliyorlar.

Manto tabakasındaki bu LLSVP’lerin nasıl ve neden ortaya çıktığına yönelik birçok görüş bulunsa da, çok fazla kesin kanıt yok.

Fakat bu dev kütlelerin çok uzun zamandır var olduğu biliniyor ve pek çok bilim insanına göre bunlar, Ay’ı meydana getiren dev çarpışmadan beri Dünya’nın bir parçası olabilir; yani bunlar, Dünya ile varsayımsal gezegen Theia arasındaki çarpışmanın antik kalıntıları olabilir.

Sanatçının gezegen çarpışmasına yönelik izlenimi. NASA/JPL-Caltech

Bu yaygın görüşe göre Mars boyutundaki Theia gezegeni, yaklaşık 4,5 milyar yıl önce Dünya’ya çarpmış. Theia’dan ve/veya belki de Dünya’dan kopan büyük bir parça, günümüzde Dünya’nın yörüngesinde dönen Ay’ı meydana getirmiş.

Theia’nın geri kalanına ne olduğu belli değil. Yok mu oldu, yoksa geri sekip uzayın sonsuzluğuna mı gitti bilinmiyor.

Bazı araştırmacılar, çarpışan bu iki ilkel gezegenin çekirdeklerinin kaynaşarak tek çekirdek haline gelmiş olabileceğini ve bu destansı birleşmeyle gerçekleşen kimyasal değiş tokuşların, ortaya çıkan dünyada yaşamın gelişmesini mümkün kıldığını öne sürmüş.

Şimdiyse bilim insanları, yeni bir önermeyle bu muazzam soruları tekrar ziyaret ediyor. Gizemli LLSVP kütlelerine de açıklama getiren bu görüş, onları melez Dünya/Theia hipotezine bağlıyor.

Arizona Eyalet Üniversitesi’nde çalışan araştırmacıların yürüttüğü yeni modellemeye göre LLSVP’ler, Theia’nın demir yönünden zengin olan antik parçalarını ve yoğun mantosunu temsil ediyor olabilir. Bu kütleler, yeni yeni gelişen bu iki dünya birleştiği zaman Dünya’nın manto katmanının derinlerine batmış ve orada milyarlarca yıl gömülü kalmış olabilir.

AEÜ’de manto dinamikleri üzerinde çalışan doktora adayı ve çalışmanın birinci yazarı Qian Yuan’ın önderliğindeki araştırmacılar, bulgularının bir özetini iki hafta önce yapılan Ay ve Gezegen Bilimleri Konferansı’nda sunarak şöyle açıklıyorlar: “Büyük Çarpışma hipotezi, Ay’ın oluşumu konusunda en çok incelenen modellerden birisi. Fakat çarpan cisim Theia’nın mevcudiyetine yönelik doğrudan kanıtlara ulaşmak zor”

“Biz ise Theia’nın manto tabakasının, Dünya’nın manto tabakasından biraz daha yoğun olabileceğini ve böylelikle Theia’ya ait manto maddelerinin Dünya’nın manto tabakasının en altına batarak, sismik şekilde gözlenen LLSVP’lere sebep olabilen termokimyasal yığınlara dönüşmüş olabileceğini gösteriyoruz.”

LLSVP’lerin Theia ile gelen yabancı bir hatıra olabileceği yıllardır tahmin edilse de, yeni araştırma şimdiye kadarki en kapsamlı formül gibi görünüyor. Şimdilik inceleme altında olan bulgular, Geophysical Research Letters bülteninde yayımlanmayı bekliyor.

Elde edilen sonuçlar, manto modellemesinin ötesinde, LLSVP’lere bağlanan belirli kimyasal imzaların en az Theia çarpışması kadar eski olduğunu öne süren önceki araştırmalarla da tutarlılık gösteriyor.

“Bu yüzden söz konusu ilkel maddeler, LLSVP’lerden çıkmış olabilir ki bu LLSVP’ler, Büyük Çarpışma’dan daha eski olan Theia manto maddelerini muhaza ediyorsa; gayet iyi bir açıklama yapılmıştır” diye yazıyor Yuan ve eş yazarlar.

Bilim camiasının geri kalanı, takımın bulgularına nasıl cevap verecek? Bekleyip göreceğiz. Fakat en azından şimdilik, bu gizemli anomalilerin ne olabileceğine dair başka bir ipucumuz var; üstelik bu, şimdiye kadar yapılan en muhteşem açıklama niteliğinde.

“Bu çılgın fikir en azından mümkün” diyor Yuan, Science bültenine.

Bulgular, iki hafta önce sanal bir etkinlik şeklinde yürütülen 52’nci Ay ve Gezegen Bilimleri Konferansı’nda sunuldu.

 

 

 

 

Yazar: Peter Dockrill/ScienceAlert. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here